1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Afrin ve sonrası

16 Mart 2018

Türkiye'nin Afrin'deki Zeytin Dalı operasyonu devam ediyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan Rainer Hermann, Afrin operasyonunun muhtemel sonuçlarını yorumladı.

https://p.dw.com/p/2uRR6
Türkische Armee nimmt Berg Baraja in Syrien ein
Fotoğraf: picture alliance/AA/E. Sansar

Türk birlikleri Suriye'nin kuzeyinde Kürt kenti Afrin'i kuşatmış durumda. "Zeytin Dalı" operasyonunun başlangıcından iki ay sonra, Afrin kenti ve aynı ismi taşıyan bölgeye ne olacağı artık yalnızca bir zaman meselesi. Türk askerleri Afrin'i bir kent savaşıyla ele geçirmeye başladıklarında, bunu kanlı günler ve muhtemelen haftalar takip edecek. Çünkü Afrin'in büyük çoğunluğu Kürt siviller olan 100 bini aşkın sakini memleketleri Afrin'i Halep yönünde dünyanın geri kalanına bağlayan son koridor üzerinden terk etmeye hazır değil.

Kürtler tek başına 

Kürt "Halk Savunma Birlikleri" (YPG), NATO'nun ikinci en büyük ordusuna karşı sürdürdüğü savaşta tek başına hareket ediyor. Aslında düzenli Suriye ordusu, Türkiye'nin harekatının başlamasının ardından Kürtlerle birlikte Suriye'nin egemenliğini savunacaklarını açıklamıştı. Ancak Türk Hava Kuvvetleri onların mevzilerini bombaladıktan ve Rusya Suriye ordusunun geri çekilmesini talep ettikten sonra görünürde bu açıklamadan pek bir şey kalmamıştı.

Autor Rainer Hermann
Rainer HermannFotoğraf: picture-alliance/dpa

Türkiye, kendi kayıplarını en aza indirgemek için Afrin'in de aralarında bulunduğu çeşitli şehirleri bombalayan savaş uçaklarının yanı sıra daha önce Suriye'de İslamcı - cihatçı milisler içerisinde savaşmış olan veya Türki devletlerden istihdam edilmiş olan paralı askerleri kullanıyor. Bunların arasında Uygurların da bulunduğu düşünülüyor. Bu sırada Batı dünyası ise savaşa eylemsiz bir şekilde bakıyor, Alman hükümeti Türkiye'ye yeni silahlar ihraç edilmesine onay dahi vermiş bulunuyor.

Türk yönetimi Suriye'deki kuşatmaya iki nedenden ötürü devam ediyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan bu şekilde iç politikada halkı arkasına alıyor. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığının en geç 2019'da onaylanması gerekiyor. Kendisi bunun ardından neredeyse sınırsız yetkiye sahip olacak. Dış politikada ise Türkiye şimdi Afrin ve onun doğusunda bulunan Cerablus bölgesiyle birlikte Suriye'nin kuzeyinin bir parçasını kontrol ediyor. Ankara, buradan çekilmeyeceğinin sinyallerini verdi. Belediye binalarının üzerinde şimdiden Türk bayrakları dalgalanmaya başladı bile. Türkiye, bu Kürt bölgesine Türkiye'de bulunan Suriyeli mültecileri yerleştirmek istiyor.

"Daha iyi bir Ortadoğu"da darbe

Erdoğan iki yıl önce 1923'te imzalanan ve Türkiye'nin bugünkü sınırlarını belirleyen Lozan Anlaşması'nı ilk kez tartışmaya açmıştı. O günden bugüne Türk gazeteleri de Türk kurtuluş hareketinin Halep'ten Musul'a giden koridor ve Ege Denizi'nde Türk anakarasının yakınında bulunan ve Yunanistan'a ait olan adaları da Türkiye'nin bir parçası olarak öngören haritalara yer veriyor.

Türkiye'nin Afrin'i ele geçirmesiyle geleceği parlak bir siyasi modelin düşme tehlikesi baş gösteriyor. Çünkü Afrin'de tüm etnik gruplar ve mezhep grupları kendi kendilerini yönetiyor, erkek -kadın eşitliğini uyguluyor. 2013'ten beri Afrin'de, eski merkeziyetçi Arap devletinin ve IŞİD'in yerine çoğulcu ve ademimerkeziyetçi bir demokrasi uygulanıyor. Önümüzdeki Afrin vakası bu yüzden daha iyi bir Ortadoğu için sürdürülen mücadele için bir darbe niteliğinde.

Rainer Hermann

© Deutsche Welle Türkçe