Özgür Mumcu

Sözlerinizi geri alın

25 Mart 2017 Cumartesi

Bir iktidarın rengini ve niyetini anlamak istiyorsanız, temsilcilerinin tutuklu gazeteciler hakkında söylediklerine bakın. Şayet tutuklu olanların aslında gazeteci değil terörist olduğunu söylüyorlarsa karşınızda ya dört başı mamur otoriter bir rejim ya da o yolda ilerleyen birileri var demektir.
Bu tarz iktidarlar “tutuklama fetişistidir”. Aşağılık komplekslerini örtmek ve yetersizliklerini gizlemek için korku salıp birilerini hep içeride tutmaya ihtiyaçları vardır. Bakmayın, böyle iktidarlar halkoyunun meşruiyetinden çok, aldıkları tutsaklar eliyle yarattıkları sindirme ortamına güvenirler.
Bu evrensel kural ülkemizde de geçerli elbette. AKP-Cemaat koalisyonu döneminde şimdinin iki kırgın âşığının, insanlara yargı eliyle nasıl zulmettiği unutuldu mu? O günlerde tutuklu gazeteciler hakkında yazıp çizenleri hep o meşhur kalıp karşılardı: “Gazetecilikten tutuklanmadılar.
Bunu sadece cemaatçiler değil AKP’liler de canhıraş savunurdu. Öyle ki Sayın Erdoğan, Ahmet Şık’ın cemaatin Emniyet’teki yapılanması hakkındaki kitabını okuyup “kandırılmasının” önüne geçmek yerine söz konusu kitaba daha basılmadan el konmasını “bazı kitaplar bombadan tehlikelidir” diye savunacak kadar ileri gidebilmişti. Sonra dünyaya cemaatin yapıp ettiklerini anlatmak için yine aynı kitaptan hareketle “daha basılmamış kitabı bile toplattılar” da demişti. Şimdi mesela Ahmet Şık yine tutuklu. Ne düşünüyor bu konuda Sayın Erdoğan?
Cevap belli. Hiçbir şey.
Zira bu konuda bir şey düşünen bir insan “hapisteki gazetecilerin hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist” diyebilir mi?
Bir defa böyle iddialı konuşmadan önce insan bir kendini tartar. “Canciğer kuzu sarması olduğum cemaat beni tutuklu gazeteciler, askerler konusunda kandırdı da kandırdı. Ta Avrupa’larda ‘bazı kitaplar bombadan tehlikelidir’ diye bizzat bana, marifetlerini ortaya koyan kitabı yerden yere vurdurdu, bütün ordunun komuta kademesini değiştirerek darbe girişiminin önünü açan kumpas davalarında bana ‘ben bu davanın savcısıyım’ dedirtti. Ben defalarca ve senelerce aldatılmış ve kandırılmış bir siyasetçiyim. Safım, karşımdaki herkesi kendim gibi iyi niyetli zannediyorum. Belki yine kandırılıyorumdur. Belki yine birileri beni aldatıyordur. Bak cemaat Şık’ı içeri attı cemaati savundum, Şık dışarı çıktı cemaate kızdım şimdi yine Şık içeride, onu ve diğer gazetecileri bir zahmet çocuk istismarcısı, hırsız ve terörist ilan etmesem mi” diye bir düşünür.
Heyhat. Olmuyor.
Sayın Cumhurbaşkanı. O çocuk istismarcısı, hırsız, terörist ilan ettiklerinizin bir kısmını şahsen tanıyorum. Sadece onları değil, ailelerini ve çocuklarını da. Anlaşıldı ki masumiyet karinesi, adil yargılanma gibi insan haysiyetinin hukuki güvencelerini “frenk icadı” diye pek umursamıyorsunuz. Dilediğinizi dilediğiniz gibi damgalıyorsunuz. Belli ki kendinizi her konuda nihai karar alıcı konumunda görecek bir kibre varmışsınız.
Ancak yarattığınız bütün korku ortamına rağmen o içeride tuttuğunuz gazetecilerin küçük çocukları için gözünüzün içine bakar ve sorarız sayın Cumhurbaşkanı, bu kadar aldatılmış ve kandırılmış birine göre fazla iddialı konuşmuyor musunuz? Hadi hukuka pek inancınız yok belli, “ah almaktan” da mı korkunuz yok?
Sözlerinizi geri alınız Sayın Erdoğan. Bizim için değil kendiniz için değil. İçeridekilerin küçük çocukları ve kendi torunlarınız için. Bu sözlerinizi geri alınız. Zira onlar böyle bir dünyayı hak edecek bir şey yapmadı.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları