Ne Olurdu Sinop’un yarı güzelliği Ankara da olsa idi!
M.Kemal Atatürk
 
Her akşam kapı çaldığında babam geldi diye kapıya koşardım. Ve her defasında yanında bir misafir olurdu.
Annem her zamanki misafirperverliğini göstererek iş yorgunluğunu unutur, Allah ne verdiyse hazırlardı sofrayı.
Babama artık sormaktan bıkmıştım. Bu kim diye?
Biliyordum yine uzaktan bir akraba.
Babam sanki uzak akraba değil de kardeşi gibi, dedesi gibi, teyzesi gibi davranırdı yanındaki yabancıya.
Evet, o benim için bir yabancıydı.
 Babam yanında getirdiği her kişiyi bize tanıtırdı ama ben anlamazdım, sadece anlar gibi yapar ve onu sevmeye çalışırdım.
Yıllarca anlam veremediğim uzak akraba misafirlerini yıllar sonra çok iyi tanıdım. Onların hepsi hastane koridorlarında hastaları bulunan ve kalacak yeri olmayan babamın baş tacı misafirleriymiş.
Benim babam Sinop devlet hastanesinde çalışan bir memurdu. Ve hastaneye uzaktan gelip de hastasını göremeyen ya da tedavisi ertesi güne kalan Sinoplu hemşerilerimiz de bizim evin değerli misafirleriymiş.
Annem tekel de çalışan işçi bir kadındı. Tekelin tozlu tütününün içinde alnının terini akıttıktan sonra evinde misafirlerini ağırlar, 4 çocuğunun okuması için herkes yattıktan sonra ertesi günün yemeğini hazırlardı. Hiçbir zaman gelen misafir onun omuzlarına ağır gelmedi. Çamaşır makinesi yok, bulaşık makinesi yok. Ve her akşam eve gelen birbirinden dertli misafirler... Bazen köyden çıkıp da Sinop’a gelen, iş arayan, işe girip de kalacak yeri olmayan bizim evde alırdı soluğu. Bir gecelik değildi dertleri.Kalacak ev, eşya düzenlenene kadar bizim ailemizin bir parçası olurlardı. Hatta bir misafirimiz o kadar ailemizden olmuştu ki annem iş yerinden bir kız bulup davullu zurnalı düğünlerini de yapmıştı. O kişiyi çok yakın akrabamız sanırdım… Meğerse o da çoook uzaktan bir tanıdıkmış.
Bir akşam annemle babam geç saatte eve geldiler. Yanlarında yine hiç görmediğim yüzler vardı. Karı koca ve yanlarındaki çocukları. O gece çok soru soramadan uykuya yenik düştüm. Ertesi gün o kişilerin kim olduklarını yine babama anlattırdım. Onlar, yakınlarının düğünlerine katılmak için Giresun’dan gelmiş bir aile. Tabii ki o zamanlarda cep telefonu olmadığı için birbirlerine ulaşamamışlar. Giresun’dan gelip düğün yerini de karıştırınca sokakta kalmışlar. Annem ve babam onları hiç sokakta bırakır mı?
Bizim fakirhaneyi yeni yeni hikayelerle renklendirdikleri için onlara her baktığımda gözlerimin içi gülüyordu. Ne kadar şanslı olduğumu yıllar geçtikçe daha da iyi anladım.
Sinoplu olduğum için, Sinop’ta doğduğum için ve böyle misafirperver bir kültürle beslendiğim için çok şanslıydım!
Sinop insanı, Sinoplu hemşerilerim benim çocukluğumda yaşadıklarımdan farklı bir çocukluk geçirmedi.
 Evlerin kapısına hiçbir zaman kilit vurulmadı.
Gece yarısı sokakta kalan bir yabancı olur diye kapılar ve yürekler her zaman ardına kadar açıktı…
Peki ya ne değişti???
………….
Hiçbir şey!
Can Dündar köşesinde SİNOP olaylarını değerlendirirken Öfkeli Kalabalığı Aldığı Dersten bahsetmiş,
Aslı Perker ise Sinop insanının Diyojen’i anlayamamasından yakınmış,
Fatih Altaylı Teke Tek programında tahrik olduğu anları unutarak Sinop insanına; Adamsan Tahrik Olmayacaksın, diye yazmış. Daha birçok köşe yazarı Sinop insanını tanımadan, oradaki havayı koklamadan eline almış kalemi. Anlatmış Sinop gösterisini.
Sinop ili nasıl bir yerdir?
Sinop; Türkiye’nin en yaşanabilir kentleri arasında kent hayatı değerlerinde ilk 7. sıradadır.
SİNOP’TA kent merkezinde ihtiyaç olmaması nedeniyle kavşak ve yaya geçitlerindeki trafik ışıkları, İl Trafik Komisyonu kararıyla 1998 yılında kaldırılmıştır. Kaldırılan trafik ışıkları nedeniyle de Sinop’ta 14 yıldır araç sürücüleri kırmızı ışık cezası nedir bilmezler.
Sürücüler birbirlerine saygı duyarlar. Yaz tatillerinde artan trafik sorunları yine Sinoplu kardeşlerimizin farklı kültürlere gösterdikleri hoşgörüsüyle sorunsuz çözülmektedir.
Sinop mantısından sonra Sinop merkez esnaflarından Diyarbakır Sofrası da beğenilen tatlar arasındadır.
Sinop mezarlığını ziyaret edenler bilir; doğudan, batıdan gelip de yıllardır Sinop da vazifelerini sürdüren memurlar Sinop’tan ayrılamamış, Sinoplu kardeşleriyle mezarlıkta bile komşu olmayı vasiyet etmişlerdir.
Şimdi şu soruyu sorduğunuzu duyuyorum…
Bu kadar huzur ve güvenliğin hakim olduğu bir şehirde nasıl oluyor da bu tarz olaylar çıkıyor. Buna da devletimizin diliyle cevap vermek istiyorum.
Başbakan yardımcısı Beşir Atalay, "Sinop olayları epey kurgulanmış. Bunlar normal Karadeniz vatandaşımızın tepkisi değil, organize olunmuş" diye bir açıklama yaptı.
Hoşgörünün ve kardeşliğin bu kadar ön planda olduğu Sinop ilimiz Türkiye’nin en güzel denizine ve yeşiline hakimken olaylara dışarıdan bakan kişilere tek sözümüz var;
Gölge etme başka ihsan istemem!
Diyojen