Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Yirmi sene sonra Kadıköy’de ezeli rakibine sadece yenilmedi Fenerbahçe, elli bin taraftarı önünde ilk yarısında ezildiği, ikinci yarısında iki gol daha yediği maçla birlikte şampiyonluk iddiasını da kaybetti…
Gelecek günler “kayıpların” arasına Ersun Yanal adının da yazılıp yazılmayacağını gösterecektir tabi.
Açıkçası bir maça bu kadar felaket fazla!..
Ne diyelim; sebep olanlar utansın.
***
Fenerbahçe’nin ne kadar zorlanacağı henüz maçın ilk dakikalarında belli oldu. Altı dakikada dört defa yokladı Fenerbahçe kalesini Galatasaray.
Çünkü ev sahibi takımda ilk defa on birde başlayan Tolgay sayesinde orta saha geçirgen hale gelmiş, sakatlıktan direkt derbiye çıkan Hasan Ali henüz dönmemişti! Sol kanattaki Tolga sol kanat gibi oynamayıp her topla buluştuğunda pas verecek adam arayınca Fenerbahçe’nin bir kanadı yok hükmündeydi. Üstüne bir de pas hatalarını ekleyin, ilk yarıda farklı bir mağlubiyet alabilirdi Fenerbahçe.
Buna karşılık ön alanda topa sahip olmak isteyen, top rakipteyken ön alanda basan hızlı bir Galatasaray vardı karşısında. Öyle baskı yapıyordu ki Galatasaray, Altay oyunu degajla başlatmak zorunda kalıyordu.
İlk golü Fenerbahçe’nin atması ise tam anlamıyla bir derbi sürpriziydi. 18. dakikada Fenerbahçe ilk defa organize bir atakla Galatasaray ceza alanına girebildiğinde Marcao topa dokunsa bile Muriç’i dağıtınca hakem düdüğü çaldı. VAR uzun sürede onaylasa da Kruse ile galip durumdaydı Fenerbahçe.
Ama oynayan, sahanın her çimine basan Galatasaray’dı…
Fenerbahçe golden sonra ikinciyi aramak yerine panik içindeki stresli oyununa devam etti. Orta sahayı tutamadı. Kanatları çalıştıramadı. Savunmasındaki zaaflarından vaz geçmedi.
Galatasaray’ın golünde serbest atış Fenerbahçe ceza sahasına inerken kule gibi Donk oradaydı ama Fenerbahçe’nin kulesi Muriç yakınında bile değildi. Donk rahat rahat attı kafa golünü.
Fenerbahçe tamamen Galatasaray’ın üstün oynadığı ilk yarıdan sonra soyunma odasına berabere gidebildiyse bunu her şeyi yapan ama topu kaleye sokamayan Galatasaraylılara borçluydu.
***
İkinci yarıda Hasan Ali biraz oyuna dönüp bindirmelere başlayınca Tolgay çıkıp Deniz girince, Tolga orta sahaya geçince oyunda biraz dengeyi sağladı Fenerbahçe. Artık önde basan kompakt bir Galatasaray, rakip ceza alanına yaklaşamayan Fenerbahçe yoktu.
Ama sonuç da yoktu…
Her iki takımın da boyu uzadığında Fenerbahçe’nin pas yapabileceği boş alanlar ortaya çıktı. Maçın stresi iyice artıp sarı kartlar havada uçuşurken kırmızı kartı gören ve tribüne çıkan Ersun Yanal’dı… Yoksa takımını ateşlemek mi istemişti?
Ne gezer… Bizim gibi sebebini asla anlayamadı Fenerbahçe teknik direktörü.
77 Yanal’ın ısrarla stoper oynattığı Jailson’un Fenerbahçe’ye kaybettirdiği son puanların dakikasıydı… Çakma stoper, Onyekuru’yu biçti, Falcao penaltıyı gole çevirdi.
Gerisi gerilim ve 10 sarı kartın ardından çıkan kırmızı kartlar ile Fenerbahçe’nin dramı.
Galatasaray’ı savunmacı Ahmet’i, Fenerbahçe’nin gol adamı Mevlut’u sahaya sürmesi, duraklama dakikalarında Onyekuru’nun Galatasaray’ı 3-1 öne geçirmesi.
Derbinin özeti, Galatasaray’a bayram, Fenerbahçe’ye kâbus günleri.