Gazeteci olmak, gazeteci kalmak

BİZİM meslek zordur.

Haberin Devamı

 


Öyle karşıdan göründüğü gibi değildir.
Hele gazete yöneticiliği yapıp yazı yazmak, haber yapmak çok daha zordur.
Meslek büyüklerimiz şöyle derdi:
“İnsan bu tozu bir kere yuttu mu, bu mesleği bir daha asla bırakamaz.”
Doğru söylüyorlarmış.
Bırakamadım.
Gazete binasına ilk girdiğim günkü heyecan neyse bugün de aynı heyecanla giriyorum.
Bu mesleğin en güzel yanlarından biri, çok fazla insan tanımanız.
Hayranlıkla takip ettiği insanlar bazen sizin dostunuz olur, herkesin tanıklık edemediği olayların bazen tam içinde olursunuz.
Bu mesleği büyülü yapan da işte budur.
***
Mesleğe başlayalı 30 yılı geçmiş.
Harika insanlarla çalıştım.
Bir sosyolog kadar deneyimli, bir psikolog kadar gözlemci, bir siyaset bilimci kadar politikayı iyi bilen gazeteciler tanıdım.
Ve doğruların peşinden giden, gerçek hayatları yazan, toplumun kılcal damarlarına kadar girebilen cesur gazeteciler...
Haberi hayatlarının önüne koyan, demokrasi aşığı, insan sevgisi içinde olan gazeteciler...
Haksızlıklara karşı koyan, sessiz çoğunluğun sesi olmayı başarabilen gazeteciler...
Dediğim gibi mesleğini iyi yapan gazeteciler ödülünü önce okurlarından alır.
Onların her biri demokrasi kahramanıdırlar.
Öncelikle kadınların, çocukların, gençlerin gözünde efsanedirler.
Dün onlardan birini kaybettik.
Hürriyet sosyal haberlerine kocaman harflerle imzasını atan, o sessiz çoğunluğu konuşmasını, kendini anlatmasını sağlayan Gülden Aydın’ı kaybettik.
Anadolu’da gitmediği yer kalmamıştı.
Toplumu yaralayan yüzlerce olayın peşinden koşmuştu.
Bize umut aşılayan birçok insanın sesi olmuştu.
Gülden’i çok özleyeceğiz.
İnsanlar ölür, fikirleri ölmez...
Sevgili Güldenimiz nurlar içinde yatsın...

Haberin Devamı


Hiçbir şeyi ertelemeyin

BİR gün İzmir’e, Ege’nin bir kıyısına yerleşme fikri bu ara çok yaygın ya...
İşte o hayali kuranlardan biri de sevgili Gülden Aydın’dı.
UNIVERSIADE köyünde küçük bir evi vardı.
Her İzmir’e geldiğinde, “Emekli olsam da gelsem” diyordu.
Ben de, “Emekliliği bekleme, nasıl olsa buradan da yazarsın” diye takılıyordum.
Gazeteciliğin o koşuşturmacası yok mu?
Bazen bir kafanı kaldırırsın bir hafta geçmiş, bazen bir oh çekersin aylar geçmiş.
Sonra yıllar geçiyor işte...
Yine öyle oldu, ertelenen emeklilik hayalleri, gerçekleştirilemeyen hayat molaları...
Gülden de es veremedi.
Çünkü hep bekleyen bir haber, bitirilmesi gereken bir röportaj vardı.
Yine de diyorum ki...
Hiçbir şeyi ertelemeyin.
Bugün yapmak istediğiniz bir şeyi, yarına bırakmayın.

Haberin Devamı

Gazeteci olmak, gazeteci kalmak

 
Güle güle Nazlı

ÖYKÜ Arın Yazıcı’yı artık bütün Türkiye tanıyor.
Minik Öykü, ilik nakli bekliyor.
Onun için herkes seferber oldu.
Kampanyalar devam ediyor.
İnşallah yakın zamanda sağlığına kavuşacak.
Bu haberleri verirken, hepimizi çok üzen bir başka gerçek ortaya çıktı.
Öykü için donör olan Nazlı Çiçek Gezginer kan verdikten 10 gün sonra aynı hastalığa yakalandığını anlıyor.
Nazlı’nın hastalığa karşı koyuşunu, ailesini nasıl motive ettiğini bizler de haberlerimizle verdik.
Doktordan hasta olduğunu öğrendikten tam 39 gün sonra Nazlı mücadelesini kaybetti.
Haber önümüze geldiğinde yazı işlerinde herkesin boğazı düğümlendi.
Gazeteci olarak bu haberlere alışığız belki ama insan yanımız saatlerce toparlanmamıza yetmiyor.

Haberin Devamı

 
Hak edilmiş ödüllere seviniyorum

ALTINORDU Başkanı Seyit Mehmet Özkan, Dünya Fair Play Konseyi tarafından Willi Daume Büyük Ödülü’ne layık görüldü.
Hak edilmiş ödüllere gerçekten çok seviniyorum.
Her fırsatta söylüyorum, Özkan’ın yaptıkları Türk sporu için bir örnektir.
Futboldaki bu modelin diğer branşlara da uygulanması gerekir.
Artık dünyada olduğu gibi Türkiye’de de spor okullarının olması gerekir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Spor Bakanlığı’nın daha çok desteklemesi de lazım.
Marka olmuş bütün kentlere baktığımızda sporda atak yaptığını görüyoruz.
Bunun da altyapısı spor okullarından geçiyor.
Bence Altınordu ve Özkan hem belediyelerin, hem merkezi hükümetin, hem de uluslararası sponsorların daha fazla desteğini hak ediyor.

Yazarın Tüm Yazıları