Bir 'Ahıskalı'nın yitimi

Ahıska Türkleri'nin sürgünlerinin 75. yılında, ömrünü Ahıskalıların yurtlarına dönmeleri mücadelesine adamış Yunus Zeyrek'i kaybettik. Uzun süredir rahatsızdı. Birkaç defa telefonla görüşmüştük. Morali yüksekti. Mukadderat.

Yunus Zeyrek, Gazi Üniversitesi'nde öğretim görevlisiydi. Türk Dili ve Edebiyatı sahasında eserler verdi. En son Dede Korkut Kitabı'nı çıkardı. Eser, Dresten nüshasının aslıyla birlikte Eskişehir Valiliği'nce yayınlandı.

2004'te Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu başkanlığına seçilmişti. O yıldan beri "Bizim Ahıska" adlı dergiyi çıkarıyordu.

Özelde Ahıska Türkleri, genelde Türk Dünyası onun derdiydi. Çok emek verdi.

Ahıskalıların meselesini, ben de, bir gazeteci olarak kendi meselem yaptım. Zamanında yazdım. Bir başka Türk yurdunda, Gorbaçov zamanında, Özbekistan-Fergana'daki hâdiselerde, çok insan hayatını kaybetti. O dönemde, Ahıskalılar, bir sürgün daha yediler. Ukrayna'da Donetsk yakınlarına, Moskova çevresine, Kafkaslara yollandılar.

Ahıskalıların dertlerini nerelerde dinledim biliyor musunuz... Ukrayna'da, Özbekistan'da, Kırgızistan'da, Kazakistan'da ve hatta Çeçenistan'da, hem de iç çatışmanın ortasında... Asıl topraklarının olduğu Gürcistan'a da gittim ama bir Ahıskalı bulamadım!

Ahıskalılar, Stalin sürgünleridir. 14 Kasım 1944'te, Müslüman Kafkas halkları ve Kırımlılar Almanlarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla bir gece yük vagonlarına bindirilip Orta Asya'ya, Sibirya'ya sürüldüler. Sürgünler, Stalin'den sonra dönmeye başladılar. Kruşçef zamanında, Ahıskalılar hariç, Çeçenler-İnguşlar, Karaçaylar... döndüler. Kırımlılar, büyük Mücadele verdiler ama ancak, Sovyetler dağılınca dönebildiler. Tek dönemeyenler Ahıskalılar. Çünkü, Türkiye sınırının hemen ötesindeydiler.

Donetsk yakınlardaki kamplarında Ahıskalılarla uzun uzun konuştum. Kırım'ı aldıkları gibi oralar da şimdi Rusların kontrolünde. Bir aile görmüştüm. Baba yoktu. Anne ve üç kız çocuğu... Üç çocuğun da belden aşağısı tutmuyordu ve üçü bir kerevette oturuyordu. Yardım almadan hiçbir iş göremezlerdi. Natıkaları yerindeydi. Rahat konuşuyorlardı, gülüyorlardı. Bu insanlar zor şartlarda oralara kadar gelmişler, bir odaya sığınmışlar. Kim bilir ne oldular...

Geçen gün Saray Sözcüsü İbrahim Kalın açıkladı... Saray Hükûmeti, Ahıskalılara hususî önem atfediyor.

Gürcistan'la işbirliği gitmeli ve vatanlarına dönmek isteyenlere her türlü kolaylık sağlanmalıdır.

Öteden beri yazarım... Sınırlara karşıyım, herkes yerini bildikten sonra birbirlerine geçişler öyle zor olmamalıdır.

Şevardnadze, eski Sovyetlerin dışişleri bakanıydı. Sonra Gürcistan'ın cumhurbaşkanı oldu. Onun ağzından bizzat duyduğumu bir daha yazayım... "Ne gereği var sınıra. Sınır kaçakçılar için. Geçişler kolaylaştırılmalı." demiş ve dediği gibi nüfus cüzdanlarıyla geçişler sağlanmıştı.

Sürgünler için gereken ne ise yapılmalıdır.

_____________________

Gazetemizin eski Ankara Temsilcisi Ahmet Takan'a saldırmışlar. Kaçıncı saldırı!... Daha önce İstanbul merkeze bir "ordu" yürümüştü. Sonra Ankara'da Yavuz Selim Demirağ'ın, ardından Ahmet Takan'ın yolunu kestiler. Kim niçin saldırıyor bilmiyorum. Birtakım bağlantılar kuruluyor... Keşke herkesin söze karşı sözü olsa... En kolayı "silah"tır... Kendine itimadı olan "söz"ü seçer.

Ahmet! saldırıda telefonun da kırılmış. Ulaşamadım. Geçmiş olsun.

Yazarın Diğer Yazıları