YAZARLAR

Sayın Biden koltuğuna otururken...

Biden’in 81 milyon oyu karşısında, bendenizin de kolaya kaçarak “portakal reyis” dediği önceki başkan Trump’ın aldığı 74 milyon oy duruyor. O 74 milyonun neredeyse yüzde 90’ı ise seçimlerin hileli olduğu görüşünde. Trump’ın kendine ait bir medya kanalı mı yoksa “vatansever” adıyla yeni bir siyasal parti kuracağı belirsiz.

Sayın Biden koltuğuna otururken ilk iş masadaki “diyet kola” düğmesini kaldırtmış. Aktaranların yalancısıyım. Portakal reyis, masasına koydurttuğu düğmeye basınca, makamı ziyarette bulunan konuklarına şaka yaparmış, “nükleer başlıklı füzeleri fırlattım” diye, az sonra elinde tepsiyle kavas gelip, başkanın buzlu diyet kolasını sunarmış. Başka? Başka, işte söyleyeceklerim bu kadar, ha ha ha… Ali Topuz gülmedi galiba, öyleyse merhum Ahmet Mithat Efendi havasında halklarımızı aydınlatma ödevime devam ediyorum.

Dediklerini yaptı, peş peşe imzaladığı başkanlık kararnameleriyle (“icra emirleri” deniyordu da, şey edemedim ben pek) ABD’nin Paris İklim Değişikliği Anlaşması’na, Dünya Sağlık Örgütü’ne geri dönüşüne vb. vaat ettiği gibi ilk günden imzasını attı. Önceliğinin Covid-19 küresel salgınıyla mücadele olacağını açıklamıştı, ilk yüz günde yüz milyon ABD yurttaşının aşı olması için gerekenin yapılacağını da duyurdu. Hem Pfizer, hem Moderna ABD şirketi malûm. Devlet dairelerinde maske zorunluluğu gibi uygulamaları da başlattı. ABD’de bugüne dek salgında ölenlerin sayısının, ABD’nin  II. Dünya Savaşı’ndaki kayıplarından fazla olduğunu da bilvesile anımsayalım.

Biden’in 81 milyon oyu karşısında, bendenizin de kolaya kaçarak “portakal reyis” dediği önceki başkan Trump’ın aldığı 74 milyon oy duruyor. O 74 milyonun neredeyse yüzde 90’ı ise seçimlerin hileli olduğu görüşünde. Trump’ın kendine ait bir medya kanalı mı yoksa “vatansever” adıyla yeni bir siyasal parti kuracağı belirsiz. Görevden alınmasıyla ilgili sürecin bu defa Senato’dan da kabul görmesi de olası. O durumda, yeniden başkanlığa aday olamayacak. Maddi açıdan da iflâsını hepten tescilleyecek hukuksal gelişmelerle karşılaşması ve ölümü görüp, sıtmaya razı olarak köşesine çekilip, sorun çıkarmamayı kendi çıkarlarına uygun görmesi de mümkün. 

Trump tüm günahlarına rağmen yönetiminin Covid-19 öncesine denk gelen döneminde çalışanların maaşlarının, çalıştıkları şirketlerin kârlılıklarıyla orantılı artmasını sağlamış ve ABD’yi uluslararası askeri müdahalelerden sakınmıştı. Irak macerası sonrasında Obama ve Trump’da olmadığı gibi, şimdi Biden’da da müdahale iştahı olmayacağını öngörmek kehanet sayılmaz. Tek küresel güçteki sözkonusu müdahale çekingenliğinin zorlu muhataplarca bilinmesi, siyasal çözümlere diplomasi yoluyla çözümler bulunabilmesi bakımından iyi haber mi, kötü haber mi, bu soruya hepimizi kendi itikadımızca yanıt verebiliriz.

Öte yandan, burada anlaşılması gereken “müdahale”, belirttiğim üzere “Irak’vari”, topyekûn işgal yahut “toprağa basan botlar” anlamında olan. ABD çıkarlarını gözetecek biçimde, örnekse ekonomik, finansal, hukuksal gereçler kullanılarak yahut uzaktan güdümlü seyir füzeleri ve/veya SİHA’larla cerrahi vuruşlar, hatta Özel Kuvvetler veya CIA’in “clandestine service” eliyle yapılabilecek, deyim yerindeyse, akıllı ve akılcı müdahaleler herhalde kapsam dışında kalacaklar. O zaman bu başlık altına ABD’nin Biden döneminde Çin’le nasıl bir “oyun” yeğleyeceğini, toplara tabanlı mı gireceğini izlemek gerekeceğini de yazabiliriz. Bunun ilk göstergesi yeni Dışişleri Bakanı Blinken’in Senato ilgili oturumunda selefi Pompeo’nun Çin’i Uygurlara soykırım uygulamakla suçlamasına katıldığını ifade etmesi oldu.

Buradan devam edersek, Çin’in ABD açısından en öncelikli dış politika ve ulusal güvenlik dosyası olacağının altı çizilmeli. AB öne kaçarak, Biden başkanlığı devralmak üzereyken soluk soluğa bir karşılıklı yatırım anlaşması imzaladı Çin’le. Çin, SA ve BAE gibi Ortadoğu’daki geleneksel ABD müttefiklerinin, birincil ticaret ortağı ve İsrail dahil Pakistan’a dek pek çok ülkede liman işletmelerine gözünü dikmiş durumda. Kuşak Yol projesini de sürdürüyor. Covid-19 döneminde ekonomisi, hızı çarpıcı biçimde azalsa da, yine de büyüyen tek ülke. Buna karşılık, “akıl” bence yine anahtar sözcük. Doğru 5G Çin’de ancak yapay zekâ, elektrikli otomobiller, hidrojenin yakıt olarak kullanılması, yeşil dönüşüm özcesi yaratıcılık ve özgürlük çarpanı işin içine girince, bu yeni soğuk savaşın demiyorum, yarışmanın kazananı kim olur, değerlendirmesini size bırakıyorum.  

Ayrıca Çin’in Hong Kong’u boğuntuya getirmesi, hani bir bakıma Ankara’nın Habur’u boğup, bırakarak IKB’yi yola getirme denemelerini anıştıran biçimde, kendi finansal sonunu mu hazırlar, o da başka soru. Buna ek olarak, değerli hocamız Prof. Dr. Serhat Güvenç, bu haftaki Dünya ve Biz’in son bölümünde soruma cevaben 2021’de çatışma patlak vermesi en olası dosyaların başında Tayvan’ı saydı, oraya da bir mim koyalım. Covid-19 sonrası dünyada küresel tedarik zincirinin yerini AB içi gibi bölgesel, yahut bir örnek olarak Apple otomobilini yapacak hisseleri NY’de işlem gören, kendi Kanada’da kurulu, ilgili fabrikası Avusturya’da bulunan Magna Int’l gibi, “ağ içi” tanımlanabilecek oyuncularla ortaklıkların alabileceği de Çin modelinin kısıtlarını sınayacaktır.

Bölgemize gelince, NATO’dan atılamayan, atılması da Rusya ve İran başta muhasım devletlerin çevrelenmesine sekte vuracak Türkiye’nin AB’ye de alınamayacağının tescillenmesi konusunda Biden yönetiminin AB ile daha koşut çalışacağı beklenmeli. Henüz ilk günden, yine yukarıda değindiğim Senato oturumunda, Türkiye’nin müttefikliğini değil ancak stratejik ortaklığını “sözde” olarak tanımlayan Blinken’e, Brüksel’den Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “sıkıntın varsa yüzüme söyle aslanım” yollu “dayılanması” yeni dönemde başkanlar arası kişisel ilişki amortisöründen yoksun kurumsal sürdürülecek ilişkilere nasıl etki eder bilinmez. Yeni Savunma Bakanı (e.) Org. Austin’in de eski CENTCOM olduğunu anımsatmakla yetinelim.

Her ne kadar, ABD cenahı MSB (e.) Org. Akar’ın askerliğini yere göğe sığdıramaz olursa olsun, ıskalanan IŞİD’in Kobani saldırısında SDG’yi yalnız bırakmak, durduk yere (evet durduk yere, ikna edici gerekçe sayabilecek olan buyursun) S-400 satın almak ve İran’a yaptırımların etrafından şark kurnazlığıyla Halkbank üzerinden dolanmak gibi günahların bedelini de savunma sanayii başta Türkiye ekonomisi ödeyecek. Ta ki, “CAATSA” kısaltmasının açılımında öngörüldüğü üzere “yaptırımlar yoluyla yola gelinceye” dek. Yeni dönem için allamelerce türetilen anahtar terim “firm transactionalism”, yani “güçlendirilmiş/sıkı perakendecilik”.

Belki bu terim, İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’te bırakıp iki devletli çözüme yeniden destek vermek; Katar’la zoraki ve zamanlı barışan ve günlük ham petrol üretimini de bir milyon varil azaltacağını açıklayan SA’yla İran’a karşı işbirliğini sürdürüp Kaşıkçı Cinayeti raporunu da kamuoyuna açıklamak; İran’ı sıkıştırmaya, kuşatmaya devam edip, aynı zamanda nükleer anlaşmaya da yenilenmiş koşullarla geri dönmenin yollarını aramak; Esat’ı devirmek için etkinlik göstermekten vazgeçip, bir biçimde Esat’sız siyasal çözüm için diplomatik süreçleri işlek kılmak gibi farklı örneklerle tüm bölge siyasetini de tanımlayacak. Ankara açısından bir diğer yenilik, Doğu Akdeniz, Suriye, Irak, Karabağ, Libya gibi çekişmeli konularda ABD ile AB arasındaki eşgüdümün çok daha fazla işlerlik kazanacak olması.       

Biden’in ABD tarihinin en yaşlı ve JFK ile birlikte yalnızca ikinci Katolik başkanı olduğunu ve İrlanda tarafından “İrlandalı Amerikalı” olarak kutlandığını da magazin notu olarak ekleyerek bitirelim. Tabii, göreve geldiği gün katıldığı Katolik ayinine hem Demokrat hem Cumhuriyetçi kanatlardan Protestan ve Yahudi ileri gelenler de yeni başkana eşlik etmekte beis görmediler.


Aydın Selcen Kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.